İstanbul'u saran dev çekirgelerin sırrı çözüldü: "İstilacı mı, zararsız mı?"

Balkanlar üzerinden Türkiye'ye geldiği belirtilen dev çekirgeler paniğe neden olmaya devam ediyor. Uzmanlar, İstanbul'un birçok ilçesinde camlarda, balkonlarda hatta evlerin içinde bile görülen dev çekirgelerin neden ortaya çıktığını açıkladı.

21 Tem 2026 - 04:25 YAYINLANMA
İstanbul'u saran dev çekirgelerin sırrı çözüldü: "İstilacı mı, zararsız mı?"

Balkanlar üzerinden Türkiye'ye giriş yaptığı belirtilen dev çekirgeler, Marmara Bölgesi'nde etkisini sürdürüyor.

 

İstanbul'un birçok ilçesinde son günlerde görülmeye başlanan iri çekirgeler vatandaşları tedirgin etti.

Özellikle akşam saatlerinde binaların açık olan pencerelerinden iş yerlerine ve evlere giren, balkon ile bahçelere konan çekirgeler nedeniyle panik yaşayan çok sayıda kişi sosyal medyada paylaşımda bulundu.

 

Görüntülerde, çekirgelerin pencerelerde ve duvarlarda uzun süre hareketsiz durduğu görüldü.

"İSTİLA YAPAN BİR ÇEKİRGE DEĞİL"

Boyutları 25 santimetreye kadar ulaşan çekirgeler için İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü Avcılık ve Yaban Hayatı Programı Başkanı Dr. Ergün Bacak, çekirgelerin büyük bölümünün beyaz yüzlü çalı çekirgesi (decticus albifrons albifrons) olduğunu söyledi.

 

Türün 5-6 santimetre uzunluğa ulaşabildiğine işaret eden Bacak, "İri yapısı, uzun antenleri ve güçlü bacakları nedeniyle insanların dikkatini çekiyor. Bu tür istila yapan bir çekirge değil. Herkesin evine belki bir ya da iki birey giriyor. Sosyal medyanın da etkisiyle çok yoğun bir çekirge istilası varmış gibi bir algı oluşuyor ancak durum bu değil." ifadesini kullandı.

"EKOSİSTEME KATKI SAĞLIYOR"

Bacak, çöl çekirgeleri gibi tarım alanlarına büyük zarar veren türlerle karıştırılmaması gerektiğinin altını çizerek, söz konusu çekirgenin bitkilerle ve diğer böceklerle beslendiğini, bu sayede ekosistemde dengeleyici rol üstlendiğini anlattı.

 

Türün zaman zaman kendi küçük bireylerini de tüketebildiğine dikkati çeken Bacak, "İnsanlara zarar veren, hastalık taşıyan ya da tarım ürünlerini yok eden bir tür değil. Ekosisteme katkı sağlayan canlılardan biri." dedi.

EVLERE NEDEN GİRİYOR?

Bacak, şehirleşmenin doğal yaşam alanlarını daraltmasıyla insan ve yaban hayatının karşılaşmalarının arttığını belirterek, tarım ve doğal alanların yerleşimlerle iç içe geçtiği bölgelerde bu tür karşılaşmaların daha fazla yaşandığına kaydetti.

 

Hayvanların yaşam alanlarını kaybedince yakın bölgelere yöneldiğini belirten Bacak, "Bu çekirge gece aktif olan bir tür. Normalde yıldızlar ve ay ışığını takip ederek hareket ediyor. Evlerdeki yapay ışıklar da onları kendine çekiyor. Evlere girmesinin nedeni besin araması değil, ışığa yönelmesi." değerlendirmesinde bulundu.

 

Bacak, sosyal medyada yapılan paylaşımların büyük bölümünün Silivri, Çatalca ve Arnavutköy gibi tarım alanlarının yoğun olduğu ilçelerden geldiğini belirterek, söz konusu bölgelerde şehir ve tarım alanlarının yan yana bulunduğunu ve bu durumun türün habitat tercihiyle örtüştüğünü aktardı.

ÇIPLAK ELLE TUTMAYIN

Vatandaşların çekirgelerle karşılaştığında panik yapmaması gerektiğinin altını çizen Bacak, çekirgenin çıplak elle tutulmaması gerektiğini ifade etti. Bacak, "Yanlış tutulduğunda kendini savunmak amacıyla ısırabilir. Bu yetişkinler için ciddi bir sorun oluşturmaz ancak çocukların elini acıtabilir. En doğrusu bir kavanoz ya da plastik kap yardımıyla yakalayıp en yakın yeşil alana bırakmak." uyarısında bulundu.

 

Görülen yoğunluğun geçici olduğuna işaret eden Bacak, sıcaklıkların artmasıyla erişkin bireylerin ortaya çıktığını söyledi.

 

Bacak, çekirgelerin yumurtalarının ilkbahar sonu ve yaz başında çatladığını, genç bireylerin birkaç kez kabuk değiştirdikten sonra erişkin hale geldiğini anlattı.

GELECEK HAFTALARDA YOĞUNLUK AZALABİLİR

Bazı çekirge türlerinde popülasyon yoğunluğunun 5-6 yılda bir zirve yapabildiğini ifade eden Bacak, "Bu dönem de muhtemelen böyle bir döngüye denk geldi. Birkaç hafta içinde yoğunluk azalacak. Gelecek yıl aynı tabloyu görmeyebiliriz." dedi.

 

Bacak, şehirleşmenin doğal yaşam alanlarını daraltmaya devam etmesi halinde benzer insan ve yaban hayatı karşılaşmalarının gelecekte daha sık yaşanabileceğine dikkati çekerek, bu tür canlıların doğal yaşamın bir parçası olduğunu ve gereksiz yere öldürülmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak :
Ntv.com.tr

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: