Fransa 2027'de sandığa gidiyor

Fransa hükümeti, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun 18 Nisan 2027'de, olası ikinci turunun ise 2 Mayıs'ta yapılacağını duyurdu.

04 Tem 2026 - 17:02 YAYINLANMA
Fransa 2027'de sandığa gidiyor

Fransa Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, bu hafta gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun 18 Nisan 2027 tarihinde düzenleneceğini bildirdi.

 

Bregeon, seçim takviminin resmi olarak onaylandığını ve olası bir ikinci turun 2 Mayıs için planlandığını kaydetti. İki dönem görev yapmasının ardından yeniden aday olma hakkı bulunmayan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yerini alacak ismin belirleneceği yarış, parçalı bir yapıya işaret ediyor.

 

Anketler, aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin ilk sırada yer aldığını gösterirken, çok sayıda adayın bulunması, ikinci turun siyasi uçlar tarafından domine edileceği yönündeki beklentileri artırıyor.

 

Fransa'daki siyasi ve mali riskler, bütçe tartışmalarının istikrarı zedelemesi nedeniyle özellikle tehlikeli bir boyut taşıyor.

 

Bloomberg'ün haberine göre, parlamentodaki müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının, bütçenin kabul edilmesini 2027 yılının sonuna kadar erteleyebileceği ve kurulacak yeni bir hükümeti finansal araçlardan yoksun bırakabileceği değerlendirmesi yer alıyor.

 

Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, Bloomberg Television'a verdiği mülakatta, hükümetin bütçe açığını Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 5'i seviyesine çekmek için elinden gelen her şeyi yapacağını aktardı.

 

Başbakan Sebastien Lecornu ise, Fransa'nın yeni bir finans yasasından yoksun kalması ve mevcut mevzuatın uzatılmasına dayanmak zorunda kalması halinde açığın yüzde 6,5 seviyesine çıkabileceği uyarısında bulundu.

 

Yetkililer halihazırda piyasa kaynaklı bir sorun yaşanmadığını belirtirken, hükümetin sonbaharda bütçe taslağını sunmasıyla birlikte mali kaos riskinin somutlaşabileceği ifade ediliyor.

 

Fransa'nın 10 yıllık tahvilleri ile Euro Bölgesi için bir güvenilirlik ölçütü kabul edilen Almanya tahvilleri arasındaki getiri farkı yaklaşık 80 baz puana çıkarak son dokuz ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

 

Macron'un on yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde, Sarı Yelekliler protestoları, pandemi ve enflasyonla mücadele harcamalarının etkisiyle Fransa'nın kamu borcu 1,25 trilyon euronun üzerinde arttı.

 

Anketler de sağcı liderler Marine Le Pen ve Jordan Bardella'yı ikinci tura kalma ihtimali en yüksek adaylar olarak gösteriyor, ancak her iki isim de borç yükünü hafifletmeye yönelik ayrıntılı bir plan sunmadı.

AŞIRI SAĞA YARGI SOPASI

Fransa'nın 57 yaşındaki aşırı sağcı lideri Marine Le Pen, seçim yasağını bozmaya yönelik temyiz başvurusunun karara bağlanacağı 7 Temmuz tarihini bekliyor.

 

Mahkemeden çıkacak karar, Le Pen'i 2027 yarışının dışında bırakabilir ya da en üst makam için dördüncü kez aday olmasının yolunu açabilir.

 

Mart 2025'te bir Fransız mahkemesi, Avrupa Parlamentosu (AP) fonlarını zimmetine geçirdiği gerekçesiyle Le Pen'e beş yıl kamu görevinden men ve dört yıl hapis cezası vermiş, temyiz süreci açık olan bu karar Fransa sınırlarını aşarak ABD Başkanı Donald Trump ve diğer sağcı liderlerin tepkisini çekmişti.

 

Partinin 30 yaşındaki lideri Bardella, geçen ay gerçekleştirdiği bir yurt dışı ziyareti sırasında partisinin cumhurbaşkanı adayı olmaya hazırlanıp hazırlanmadığı yönündeki bir soruya, "Bir sonraki duyuruya kadar (Le Pen'in) başbakanı olmaya hazırlanıyorum" yanıtını verdi.

 

RN Milletvekili Thomas Ménagé, gazetecilere yaptığı değerlendirmede, yasağın kesinleşmesi halinde parti içinde yaşanabilecek sürece ilişkin, "Asla tam olarak hazırlıklı olamazsınız. Eğer bu gerçekleşirse, kişisel bir tür yas olur. Karar ne kadar adaletsiz olursa olsun, kararı kabul edeceğiz, biz devrimci değiliz" ifadelerini kullandı.

 

LCI ve Le Figaro için gerçekleştirilen Ifop-Fiducial anketine göre, 2027 seçimlerinin ilk turunda Bardella'nın yüzde 37'ye varan oy oranıyla, yüzde 32 bandında kalan Le Pen'in önünde yer alacağı öngörülüyor.

 

IFOP yetkilisi Frederic Dabi, LCI televizyonunda, "İkisi arasındaki bu ayrışma gerçek bir dönüm noktasıdır" değerlendirmesinde bulunarak, Bardella'nın özel sektör çalışanları, işletme sahipleri ve 50-64 yaş arası seçmenler nezdinde daha yüksek destek gördüğünü ekledi.

 

Anketler ayrıca Bardella'nın, solcu bir adaya karşı olası bir ikinci turu, merkezci bir rakibe kıyasla daha rahat kazanabileceğini gösteriyor.

 

Öte yandan, parti kaynaklarına göre Bardella'nın ekonomik politikalar bağlamında Le Pen'den daha serbest piyasa odaklı bir çizgi benimsemesi parti içinde tartışmalara yol açıyor.

 

Bardella'nın, bu yılın başlarında serbest piyasa savunucusu milyarder Pierre-Edouard Stérin'in kontrolündeki bir yatırım fonundan kişisel bir danışman işe aldığı ve emeklilik reformuna dair kendi fikirlerini dile getirdiği belirtiliyor.

 

Üst düzey RN Milletvekili Laurent Jacobelli, 12 Temmuz'da Le Pen, Bardella ve yakın kurmayları arasında yapılan strateji toplantısında hiçbir husumetin yaşanmadığını vurgulayarak, "İster biri ister diğeri olsun, hiçbiri çantasını toplayıp tek başına (kampanya) yollarına düşmeyecek. Onlar bir takım olacaklar" dedi.

 

Analistler, Bardella'nın Prenses Maria Carolina of Bourbon-Two Sicilies ile olan ilişkisinin işçi sınıfı seçmeni tarafından nasıl karşılanacağına dair medya sorularına yanıt vermek zorunda kalmasının ve genç bir kızın öldürülmesine karşı düzenlenen protestoların olduğu gün Monaco Grand Prix'sinde tribünlerde görüntülenmesinin, Le Pen'e yakın parti yetkililerinin eleştirilerine neden olduğunu aktarıyor.

HÜKÜMETE YÖNELİK GENSORU HAMLESİ

Siyasi dengelerin hassasiyetini koruduğu ülkede, Yeşiller Partisi milletvekilleri, hükümetin haziran sonundaki şiddetli sıcak hava dalgasıyla mücadelesini yetersiz bularak perşembe günü Başbakan Lecornu liderliğindeki azınlık hükümetine karşı bir gensoru önergesi sundu.

 

Ülke gelecek hafta beklenen olası üçüncü aşırı sıcaklık dalgasına hazırlanırken, 32 Yeşiller milletvekili, 25 Boyun Eğmeyen Fransa milletvekili ve bir Sosyalist milletvekili tarafından desteklenen önergenin 6 Temmuz'da Ulusal Meclis'te görüşülmesinin beklendiği aktarıldı.

 

Önergenin başarılı olma ihtimali düşük görülüyor. Ulusal Birlik partisi önergeyi desteklemeyeceğini halihazırda açıkladı.

 

Sosyalistler ise Lecornu'nun geçen yıl göreve gelmesinden bu yana sunulan hiçbir gensoru önergesine destek vermedi. 

 

Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, çarşamba günü önerge sunulmadan önce yaptığı açıklamada, "Krizi yöneten bir hükümet var ve önergeyi sunarak krizi körükleyen siyasi güçler var" ifadelerini kullandı.

 

Ulusal hava durumu tahmin kurumu Meteo France, sıcaklıkların rekor seviyelerden düşmeye başlamasına karşın ülkenin büyük bölümünde halen 30 santigrat derece (86°F) civarında seyrettiğini ve hafta sonu yeniden yükselmesinin beklendiğini bildirdi.

 

Halk sağlığı kurumu, geçen hafta yaptığı açıklamada, 20 Haziran'dan bu yana Avrupa'yı etkisi altına alan sıcak hava dalgası sırasında Fransa'da en az bin fazladan ölüm kaydedildiğini duyurdu ve gerçek rakamın daha yüksek olmasının muhtemel olduğu uyarısında bulundu.

 

Ulusal Meclis'te Yeşiller Partisi'ne liderlik eden Cyriele Chatelain, salı günü yaptığı konuşmada, sıcak hava dalgası sırasındaki ölümlerde hükümetin belirli bir sorumluluğu bulunduğunu kaydetti.

 

Bazı Yeşiller milletvekillerinin aşırı sıcaklarda 10 bine yakın insanın ölmüş olabileceği yönündeki değerlendirmeleri, Başbakan Lecornu tarafından "skandal" ve "haysiyetsiz" olarak nitelendirilerek tepkiyle karşılandı.

FRANSA'NIN DENİZAŞIRI TOPRAĞI YENİ KALEDONYA DA YEREL SEÇİMLERE GİDİYOR

Fransa'nın Pasifik'teki denizaşırı toprağı Yeni Kaledonya'da geçen hafta yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen ve uzun süredir ertelenen bölgesel seçimlere ilişkin yetkililerin yayımladığı ön sonuçlara göre, bağımsızlık karşıtı koalisyon 54 sandalyeden 24'ünü kazanarak en büyük grup oldu.

 

Yerli Kanaklar ile Fransa'ya bağlı olanlar arasında yaşanan şiddet olayları nedeniyle 2024'ten bu yana ertelenen seçimlerin sonucu, bölgenin statüsüne ilişkin Fransa ile gelecekte yapılacak görüşmelerin şekillenmesinde kritik bir önem taşıyor.

 

Avustralya'nın yaklaşık 1.500 kilometre doğusunda yer alan adalar grubu, yüzde 41'i Melanezyalı Kanak ve yüzde 24'ü çoğunluğu Fransız olmak üzere Avrupa kökenli olmak üzere yaklaşık 270 bin nüfusa sahip.

 

Bölgede en sonuncusu 2021'de olmak üzere düzenlenen üç bağımsızlık referandumundan da Fransa'nın bir parçası olarak kalınması yönünde çoğunluk kararı çıkmıştı.

 

İngiliz kaşif Kaptan James Cook tarafından 1774 yılında isimlendirilen Yeni Kaledonya, 1853'te Fransa tarafından kolonileştirildi ve 1946 yılında denizaşırı bölge statüsü kazandı.

 

Adalar, Fransa'nın bölgenin iç işlerindeki rolüne ilişkin onlarca yıldır süren anlaşmazlıklara sahne oluyor.

Kaynak :
Ntv.com.tr

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: