Eylülde düşen enflasyon ekimde neden yeniden yükseldi?
Eylül ayında yüzde 1,80 olan aylık enflasyonun ekimde yüzde 2,58'e yükselmesi, gıda, enerji ve hizmet sektöründeki fiyat artışlarını yeniden gündeme getirdi. Mevsimsel geçişler ve artan maliyetlerin yükselişte etkili olduğunu belirten uzmanlar, asgari ücret artışında beklenen değil, gerçekleşen enflasyonun esas alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. Verilere göre ekim ayında aylık enflasyon yüzde 2,58, yıllık enflasyon yüzde 29,77 olarak gerçekleşirken, kira artışında esas alınan tavan oran ise yüzde 31,23 oldu.
Ekim ayı enflasyon rakamlarını İLKHA muhabirine değerlendiren Ekonomist Nurullah Çiftçi, açıklanan verilerin enflasyondaki düşüş söylemini desteklemediğini belirterek, vatandaşın maaşına zam almadan kira artışıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti.
Nurullah Çiftçi, enflasyondaki yükselişin özellikle gıda, enerji ve hizmet sektöründeki fiyat artışlarından kaynaklandığını belirterek, asgari ücrette beklenen enflasyon yerine gerçekleşen enflasyonun esas alınması gerektiğini söyledi.
Nurullah Çiftçi
"Enflasyon düşüyor söylemi sert bir duvara çarptı"
Ekim ayı enflasyon rakamlarının bir önceki aya göre yükseldiğini ifade eden Çiftçi, temel gıda ve harcamalardaki artışa dikkat çekerek şöyle konuştu:
"TÜİK ekim ayı enflasyon oranlarını açıkladı. TÜİK'in açıkladığı ekim ayı enflasyon oranlarına baktığımızda, 'enflasyon düşüyor' söylememizin sert bir duvara çarptığını gördük. Ekim ayında aylık bazda enflasyon yüzde 2,58 gerçekleşti. Yıllık bazda ise yüzde 29,77 oranında gerçekleşti. Ayrıca kira tavan artış oranı da yüzde 31,23 oranında gerçekleşti. Bu veriler bize şunu gösteriyor: Daha vatandaş kendi cebinde bir maaş artışı görmeden, kiralarında hangi oranla bir artışın gerçekleşmiş olduğunu görmüş oldu. Bu ekim ayı enflasyon oranlarını eylül ayıyla kıyasladığımızda, özellikle temel gıdada ve temel harcamalarda ciddi bir artışın gerçekleştiğini gördük. Bir önceki ayda yüzde 1,80 oranlarında gerçekleşen eylül ayı enflasyon rakamları, bu ekim ayında 2,58'de gerçekleşti."
"Tarladan seraya geçiş gıda fiyatlarını yükseltti"
Enflasyondaki yükselişin sektörlere göre farklı nedenleri bulunduğunu belirten Çiftçi, şöyle devam etti:
"Sektörlere baktığımızda özellikle gıda sektöründe ve enerji fiyatlarında ciddi bir artış olduğunu gördük. Bir önceki dönemde mevsimsel olarak yaz ayından ve tarladaki ürün bolluğundan dolayı gıdadaki düşüş, genel manşet oranda bir düşüşe sebep olmuştu. Mevsimsel dalgalanmalardan sonra özellikle tarladan seraya geçişten dolayı gıdada ve manşet oranında ciddi bir yükselmeye sebep oldu. Bu da yıllık bazda ekim ayında beklenenin çok üstünde bir enflasyonun gerçekleşmesine sebep oldu. Bu yükselişin ardında birkaç sebep sıralayabiliriz: Az önce de değindiğim gibi, tarladan seraya geçiş maliyetlerde ciddi bir yükselmeye sebep oldu ve bu da gıda oranlarında bir enflasyona yol açtı. Bir diğer yükseliş enerji krizi: Bugün israil ve Amerika'nın İran'a saldırısı devam ediyor ve petrol fiyatları ciddi oranda yükseliyor. Bu da enerji fiyatlarının yükselmesine, evimize gelen elektriğin ve doğal gazın artmasına sebep oluyor, dolayısıyla bir enflasyon ortamı yaratıyor. Üçüncü bir sebep ise hizmet sektöründe fiyatların düşmemesi. Okulların açılmasıyla beraber servis ücretleri eylül ayına göre değil, ekim-kasım ayına göre fiyatlandırıldı ve hizmet sektöründe fiyatlar düşmedi, aksine yükseldi. Bu da manşet enflasyonun yükselmesine sebep oldu."
"Asgari ücrette beklenen değil, gerçekleşen enflasyon esas alınmalı"
Asgari ücret belirleme sürecinde gerçekleşen enflasyon yerine beklenen enflasyonun dikkate alınmasının çalışanların alım gücünü olumsuz etkileyeceğini belirten Çiftçi, şunları söyledi:
"Bunları özellikle asgari ücrete bağlayabiliriz. Şimdi asgari ücret komisyonu oran belirlerken gerçekleşen enflasyon değil, beklenen enflasyon üzerinden bir artış belirleyecek. Özellikle 2027 yılının beklenen enflasyon oranına göre bir artış belirlenirken, gerçekleşen enflasyon ortadadır. Bugün yıllık bazda yüzde 30'larda bir enflasyon beklenirken ki, bağımsız akademisyenlerin yaptığı ENAG'a göre yüzde 40-45 bandında bir enflasyon oranı belirlenirken, hükümet burada sıkı bir politika belirleyerek 2027 yılı beklenen enflasyon oranında bir asgari ücret artışı yapacaktır. Yalnız enflasyon ve asgari ücreti beraber değerlendirdiğimizde, beklenen enflasyon verileri üzerinden değil, aslında bir önceki senede asgari ücretin kaybı olan oranı vermemiz gerektiğini görüyoruz. Hükümet büyük ihtimalle piyasanın bir beklentisi var, yüzde 15-20 bandında bir artış yapacak. Ama biz gerçekleşen enflasyona baktığımızda en az yüzde 30'luk bir artış yapması gerekiyor. Çünkü asgari ücretli enflasyona karşı ciddi bir kayıp içerisindedir. Beklenen bir veri üzerinden değil de gerçekleşen bir veri üzerinden artış yapması gerekiyor. Ekim ayı bunu bize çok net gösterdi."
"Eylül ayındaki düşüş ekimde devam etmedi"
Eylül ayında sınırlı bir düşüş yaşanmasına rağmen ekim ayında enflasyonun yeniden yükselişe geçtiğini belirten Çiftçi, asgari ücret artışında gerçekleşen enflasyonun dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak değerlendirmesini şöyle tamamladı:
"Evet, Eylül ayında minimal düzeyde de olsa bir düşüş gerçekleşti, ama ekim ayına geldiğimizde bu düşüşün düzenli ve aşağı yönlü olmadığını gördük. Ekim ayında bir yükseliş trendine geçti ve hatta beklentilerin çok üstünde gerçekleşti. Onun için tekrardan söylüyoruz: Beklenen enflasyon üzerinden değil, gerçekleşen enflasyon üzerinden bir artış yapılırsa insani bir geçim seviyesine çıkılmış olur."