Merkez Platform

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Her zaman duamızda, 'bizi sırat-ı müstakime eriştir'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her zaman duamızda, günde 5 vakit namazlarımızda ettiğimiz duada, 'bizi sırat-ı müstakime eriştir. Ayaklarımızı sırat-ı müstakimde sabit kıl' duasıdır. İnşallah doğru bildiğimiz yolda, eğilmeden, bükülmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan, yorulmadan, yılmadan yürümeye devam edeceğiz." dedi.

20 May 2026 - 17:45 YAYINLANMA

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin omuz vermediği bir mücadelenin zafere ulaşamayacağını, kalıcı olamayacağını dile getirdi.

Merhum Nurettin Topçu'nun "Gençlik geleceğin tohumudur" sözünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğe yüz çevirmenin geleceğe yüz çevirmek anlamına geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün olduğu gibi bugün de gençlerin yargılanmadan önce dinlenmeyi, yaftalanmadan önce anlaşılmayı beklediğini belirtti.

Gençlerin, büyüklerinin sadece ders vermesini değil, kendilerine değer vermesini de istediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu yapmanın derdinde olduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ön yargısız şekilde, açık bir kalp ve açık bir zihinle gençleri anlamaya, onların ruh dünyalarının derinliklerine inmeye çalıştıklarını söyledi.

Gençleri harflerle ayırıp, doğum yılına göre kategorize edenlerin kendilerinin ne yapmaya çalıştığını kavramakta zorlanmalarının doğal olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençleri, 'sarf malzemesi' olarak yolsuzluklarını örtmek için bir istismar aracı olarak görenlerin AK Parti'nin gençlerle kurduğu hasbi ve harbi ilişkiyi kıskanmalarına şaşırmamak gerekir" ifadesini kullandı.

Gençlerin, sürekli ahlaki üstünlükten dem vuranların nasıl bir ahlaksızlık batağına saplandığını da gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu gençlerin gördüğünü, takip ettiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millî ve manevi değerler ışığında gençlerin en iyi, en donanımlı, en şuurlu şekilde yetişmeleri için ellerinden gelen çabayı harcayacaklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen çarşamba günü itibarıyla Meclisin de teşekkül ettiği 14 Mayıs 2023'teki 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nin üzerinden 3 yıl geçtiğini, gelecek hafta perşembe günü de Cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci turunun üzerinden 3 sene geçmiş olacağını anımsattı.

Gerek Meclisin gerekse hükûmetin, geride kalan 3 yılı önceki dönemlerde olduğu gibi dolu dolu geçirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine yaklaşık 3 ay sonra, 14 Ağustos'ta AK Partimizin kuruluşunun 25'inci yıl dönümünü kutlayacağız. Artık çeyrek asrı inşallah geride bırakmış olacağız. Aynı dönemde yaklaşık 5 ay sonra da kesintisiz iktidarımızın 24 yılını dolduracağız. Büyük AK Parti ailesi olarak hem süre hem de Türkiye'ye kazandırdığımız eser bakımından aşılmaz rekorlara imza atmanın haklı gururunu yaşıyoruz" diye konuştu.

AK Parti'nin kuruluşu ile bugüne kadar yaşanan siyasi süreçlere ilişkin videonun izletilmesinin ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Değerli yol ve dava arkadaşlarım, bugün sizlerle biraz dertleşmek, kalbimle kelamım arasına perde koymadan açık yüreklilikle konuşmak istiyorum. Bugün özellikle gözlerinin ışıltısı her zaman yüreğimizi ısıtan gençlerimizle hasbihal etmek, gönlümden geçenleri onlarla paylaşmak arzusundayım" ifadelerini kullandı.

Yunus Emre'nin "Bu yol uzaktır, menzili çoktur/Geçidi yoktur, derin sular var" beyitlerinin, kendileri için de çok anlamlı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz bu yola çıkarken, uzun bir yola çıktığımızın, menzili çok, geçidi yok bir yola çıktığımızın, derin sulardan geçeceğimiz bir yola çıktığımızın idrakiyle, şuuruyla, bilinciyle çıktık. Kimse bize 'kolay olacak' demedi. En başta karşımızda merhum Menderes'in, Polatkan'ın, Zorlu'nun talihsiz hatıraları duruyordu. 27 Mayıs'ın, 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı. Partilerimiz kapatıldı. Siyasi yürüyüşlerimiz engellendi. Yok sayıldık, ötelendik, dışlandık. Kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, vazgeçmedik. Çünkü bu hareket bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildir. Bu hareket kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildir. Bu hareket köksüz bir hareket değildir. Saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket en başından itibaren millet, memleket, büyük Türkiye davasıdır. Bu hareket ümmet davasıdır."

“Aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin kurulduğu andan itibaren saf dışı bırakılması ve hükûmetinin yıkılması için darbe senaryoları yazıldığını, iktidarlarının henüz 5'inci yılında partiye kapatma davası açıldığını belirterek, muhtıralar, sokak hareketleri gördüklerini, yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldıklarını, huzur ve güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bunlar sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri. Görünmeyen nice saldırıyı, nice badireyi atlattık. Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik. Teslim olabilirdik. Uyum sağlayabilirdik. Suyuna gidebilirdik. 'Ağamsın, paşamsın' diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda, etliye, sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükûmetin yaptığı gibi biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idare-i maslahatla işi götürebilirdik. Ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük. Biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk: tarihe, ecdada, şehitlerimize, ümmete, mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var. Bu davayı omuzlamış, karınca kararınca bir noktaya taşımış, bizden önceki fedakâr, cefakâr, cesur, mert dava adamlarına, bu hareketin öncülerine bir borcumuz var. Bizim, Üstat Necip Fazıl'ın ifadesiyle 'Allah ve ahlak' demenin yasaklandığı karanlık günlerde hohlaya hohlaya buzdağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var. O borcu ödemek için can vermek mi gerekiyor? 'Hiç tereddüt etmeyiz, gerekirse o canı da veririz' diyerek bu yollara revan olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her zaman şunun idrakinde olduk: bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen, bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız, misyonumuz, arzumuz, gayemiz, amacımız işte budur. Yarın ruz-i mahşerde huzura vardığımızda vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek bu bize ziyadesiyle yeter. Gayrısı boştur, laf-ı güzaftır” dedi.

“Biz üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinden öncekilerin bu davaya ve harekete ömürlerini verdiklerini belirterek, "Hamdolsun bizim yaptığımız da budur. Biz, Allah'a sonsuz hamdüsenalar olsun, bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük, vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık. Allah'ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz. Biz üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz. Kimilerine bu kolay gelebilir. Hariçten gazel okumak, mesuliyet makamında olmadan ahkâm kesmek, sırça köşklerde teori üretmek, hayallerle yaşamak kolay. Biz kolayı değil, zoru, çileyi, mücadeleyi seçtik." ifadelerini kullandı.

"Kendi siyasi tarihim boyunca çok ihanet gördüm, çok vefasızlık, çok nankörlük gördüm" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Varsın olsun. Yunus'un beyitleriyle bu halk içinde bize gülen var. Gülen gülsün, gafil ne bilsin. Hakk'ı sever var, Hakk'a esir var, Hakk'a tapan var, Hak yoluna başını koyan var. Hak için candan, serden geçen var. Unutmayın: Hak bilsin, halik bilsin, bize bu yeter. Bir yoksul, bir garip, bir yolda kalmış, bir mazlum bize 'Allah sizden razı olsun' dediyse biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mükemmel olmadıklarını, günahsız, kusursuz, hatadan münezzeh olmadıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Elbette bizim de hatamız, eksiğimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız vardır ve olmuştur ama şu da bilinsin ki bir engeli aşmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık. Şimdi sağdan, soldan, klavye kahramanları, AK Parti'nin bu kadronun açtığı yolda, tesis ettiği iklimde refah ve konfor ortamında sıcak yataklarından, rahat koltuklarından ahkâm kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum, siz hiç hayatınızda risk aldınız mı, kavgaya girdiniz mi, ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes'in akıbeti gözünüzün önünde dururken hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dâhil oldunuz mu? Kavgada yoklar ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler. Bakın biz bu yola çıkarken de bu yolda yürürken de Türkiye'nin yakın tarihine bakarak hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlara hedef olmayı hatta idam edilmeyi göze alarak girdik. Peki, bizi acımasızca ve insafsızca eleştirenler, siz ne yaptınız? Hangi fedakârlıkta bulundunuz? Hangi bedeli ödediniz? Konforlu, güvenli alanlarınızdan yapılan hizmetlere kulp takmak dışında Allah aşkına hangi marifeti icra ettiniz?"

“Bizi biz yapan değerlerden asla kopmadık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin hakkın ve halkın nazarında takdir edilmek dışında bir gayeleri olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Milletimiz de her seçimde bize takdirini, teşekkürünü ifade etmiştir. Ancak sevdiğimiz, saydığımız, itibar ettiğimiz, kendimizden gördüğümüz kimilerinin izan ve insaf sınırlarını aşması da açıkçası canımızı acıtmıştır. Bu yolculukta bu da var. Hani diyor ya şair Attila İlhan, 'ayrılık sevdaya dâhil.' Yola çıkarken bu sevdaya bunun da dâhil olduğunu bilerek çıktık. Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadık değerli kardeşlerim, biz yüzde 52'nin oyunu alarak göreve gelmiş bir iktidarız, yüzde 48'in önemli bir kısmının oy vermese de gönlünün bizimle olduğunu bilen bir iktidarız. Hepsinden öte, biz yüzde 100'ün onun ötesinde mazlum, mağdur coğrafyaların ümmetin de mesuliyetini omuzlayan bir iktidarız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız. Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz. Nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz. Bizi biz yapan değerlerden asla kopmadık. Her zaman duamızda, günde 5 vakit namazlarımızda ettiğimiz duada, 'bizi sırat-ı müstakime eriştir. Ayaklarımızı sırat-ı müstakimde sabit kıl' duasıdır. İnşallah doğru bildiğimiz yolda, eğilmeden, bükülmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan, yorulmadan, yılmadan yürümeye devam edeceğiz. Allah'a hamd olsun, bizimle aynı yolda yürüyen, birlikte yürüdüğümüz milyonlar, on milyonlar var. Bizimle aynı ufka bakan, aynı menzile doğru koşan milyonlarca genç var. Dünyanın dört bir yanında, Filistin'den Suriye'ye, Arakan'dan Afrika'ya bizim için ellerini semaya açan yüz milyonlar var. Hepsinin umudunu, hepsinin emanetini taşıyoruz. Ama şunu da bilmesini istedim, tek başıma kalsam dahi, 'bu yol hak yoldur, dönmek bilmez yürürüm' der bu yolda sabırla yürümeyi sürdürürüm."

“Terörsüz Türkiye sürecimizi menziline ulaştırmakta kararlıyız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yolda yalnız kalmadıklarını belirterek, birlikte çok güzel işler yaptıklarını, Türkiye'ye çok güzel eserler kazandırdıklarını ve birlikte daha fazlasını yapacaklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: "15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakı'yla yeni başarılara, yeni zaferlere imza atacağız. İttifak ortağımız MHP ile el ele, omuz omuza verecek her metrekaresinde huzurunun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye'yi adım adım inşa edeceğiz. En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz, 'Terörsüz Türkiye' sürecimizi ortak akılla, sağduyuyla, samimiyetle menziline ulaştırmakta kararlıyız. Devletimizin ilgili kurumları, örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. İttifak ortağımızla da siyasetin çözüm kapasitesini artıracak yeni yol, yöntem ve hamleleri etraflıca istişare ediyoruz. 'Hayırlı işlerde çabuk olunması gerektiği' inancıyla bir an önce bu meseleyi milletimizin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Şunu bugün bir kere daha altını çizerek ifade ediyorum, Türkiye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu sorunu kalıcı biçimde çözecek iradeye, kapasiteye ve tecrübeye ziyadesiyle sahiptir. En güçlü dayanağımız millettir, sizsiniz ve milletimizle bu yolu yürümekte asla tereddüdümüz yok."

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: